dahiler ve aşkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dahiler ve aşkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2010 Pazartesi

Dahiler ve aşkları! Kim dahi, aşk ne kafam karıştı.

Ankara'dan gelirken aman İstanbul'da mesafeler uzun benzine çok para harcarsınız, park yeri sorun yer bulamazsınız dediler, kanımıza girdiler ve arabayı değiştirdik. Ben o dönemde Ankara'da kalacağımdan bir süre daha, C. de burada yalnız kalacağından Honda Jazz aldık ona.
Plan 2. el bir dizel corsa iken ne ara ağzımdan girdi burnumdan çıktı ve sıfır Jazz' ı aldık. Çok iyi araba çıktı Jazz. Mondeo vardı önceden. Ondan sonra bir tipi gidişi garip geldi ama gerçekten Japon yapmış. Sıkıntı yaratmadı. Son bir senedir ben de buradayım diye değiştrmeyi kafaya koydu bizimki. Ne alalım ne ile değiştirelim derken hiç aklımızda olmayan bir araba aldık.
Aklımızdan geçenin çok ötesinde bir şeyi hanım gene alladı pulladı ''böyle alt dudak sarkık, gözler ürkek, benim hep hayalimdi kocacımm'' diye diye bir anlık boşluğumla mantıklı geldi bana da:) Ama çalıştığı hastanede park yeri doktorların hepsi bisikletle gelir hesabı ile yapılmış durumda. Karşıya gidiyor hergün. Jazz da çok sallamıyordum arabayla öne arkaya vura vura giriyordu. Söz verdi 50 defa buna yapmıyacağım. Sen deli misin, olur mu hiç o araçla öyle park felan dedi. Hatta alalım diye bu arabayı hastaneye bırakmam arkada özel otopark var konuştum oraya bırakacağım dedi. Tam 6 ay oldu bu sözler verileli.
Haftasonu Kozyatağı Bauhaus'da yanında benim olduğumu unuttu veya artık beni sallamadığının deklarasyonu mu oldu anlamadım, geri geri gitti inmeye mi üşendi anlamadım alışveriş arabası ile top oynar gibi oynayarak ittirdi arabayla kenara. Sonra da boşalttığı alana girdi. Bende gözler faltaşı, C. iner ben çekerdim yazık değil mi arabaya deyince, döndü ve ölümcül cevabı verdi:
Sana yazık değil mi? Bu yağmurda inip çekeceksin, onu orada bırakanın ayıbı kocacimmm. Ne diyebilirim ki:)
Şu sıralar Dahiler ve Aşklarını okuyorum. Ondan da bahsederim daha sonra. En dahi olarak sunulanlar bile ne hallere düşmüşler kadınların ellerinde. İşin garibi öyle bir dehaları var  ki, doğuştan bezeli oldukları... Söyledikleri dünyanın en mantıksız şeyi de olsa o an için akıllıca geliyor size. Eşleri eş yapan en olmadık anda, en ihtiyacınız olanı söylemeleri sanırım.
Sen 39 derece ateşle allem et kullem et bak sen de açılırsın gel bir dolap alalım kitapların çekmecelerde sürünüyor de, hasta hasta beni bauhausa götür. Sonra aman üşürsün de arabadan indirme, sağa sola çarpa çarpa park et. Bauhausa girecekken burası çok kalabalık hafta içi ikeadan alırız kütüphaneyi de ve eve yargıcı da indirim varmış aaaa süper şeyler de var diyerek 2 gömlek ve 1 kazakla dön.

8 Ocak 2010 Cuma

Dahiler ve aşkları

Şu sıralar bu kitabı okuma gafletinde bulunuyorum. O kadar promilim yüksek ki şu an her cümleyi on defa felan okuyup düzeltiyorum. Defolun gidin hayatımdan pis öcüler. Neler getiriyorsanız aklıma alın götürün gerçekten dayanacak gücüm kalmadı. Tükendim! Her çabamda daha iyi hissedeceğimi umuyorm elli defa düşünüyorum ve sonuç ortada anathema dan regret...
Gerçekten şaşırdım ne yapacağımı. Düşünmeye son vermek için elimden gelen herşeyi yapıyorum ama yok her sabah hayaletinle uyanıyorum. Neden??? Alışık değilim ben küslüklere, sabah kırılsam öğlene affederim ben ama seninle olmadı olamadı. Sana aşkımdan değil 50 defa söyledim: tek bilmek istediğim sebebi. Ama zor değil mi? Zor buna cevap vermek, gurur var tabi! Sende var bir tek  o...Bizde yok o duygu.
Elli defa ayaklar altına aldım o duyguyu ben, bir söz için. Kusura bakmayın abi, ben sanırım biraz kırdım sizi! Çok mu zordu be... Çok mu zordu abi yanlış anladınız beni, sakın öyle düşünmeyin demek? Çok mu zordu paranoyak dünyamdan tohumlarını uzak tutmak ha? Çok mu zordu, biraz özen göstermek? Zordu tabi çok zordu. Bugün gördüm seni. Çok ağır gelirdi sana, benim gibi gereksiz birini mutlu etmek. Ama senin yüzünü gülerken gördüm ya bugün... Dedim en azından mutsuz etmedim onu. Bazen bencillik edip ben üzüldüysem keşke o da üzülse desem de aslında öyle değil. Nasıl olsa bunu okuma şansın yok. Ama ben seni istemesem de bir şekilde takip etmek zoruna kalıyorum VE YÜZÜNÜ GÜLÜMSER GÖRÜNCE ÜZÜLSEM Mİ SEVİNSEM Mİ BİLEMİYORUM...